0
Toplam: TL + KDV
 

BİLGİYİ MUTLULUĞA DÖNÜŞTÜRÜN!

BİLGİYİ MUTLULUĞA DÖNÜŞTÜRÜN!

Siz de hayatın bazen gereğinden fazla stresli ya da hırpalayıcı deneyimlerle dolu olduğunu düşünüyor musunuz? Kişisel gelişim çalışmaları ise adeta rekabetin olmadığı, zaman kavramından sıyrılmış toz pembe bir masal gibi… Peki ya gerçek mutluluk nerede?

Yaşamda bir yandan ruh gerçekliğini ortaya koymaya çalışıyor, bir yandan bildiğimiz günlük alışkanlıklarımıza devam ediyoruz. Hayatın yetmediğini, yaşamlarımızın yeterince tatminkar olmadığını  fark ettik. Eksik bir şeyler var. Bunu anlıyor, hissediyor ve peşine düşüyoruz. Diğer yandan analitik düzlem sürüyor, iş hayatının kendi içindeki doğa kanunları işlemeye devam ediyor. Çekişmeler, yükselmenin veya yükselememenin getirdiği tüm negatiflikler, hırs, onaylanma ihtiyacının yaptırımları, para kazanmaya olan yüksek gereksinim ruhu yeniden kapatıp, egonun güvenli alanında kalmak için yeterli oluyor.  Hayatın bir alanında ruhani diğer alanında savaşçı olmak da içinde olduğumuz dönemin gerçeklerinden birisi. Bu durumu çelişkiye düşmeden, içsesleri ayırt ederek yönetebiliriz. Gerektiğinde ruha, gerektiğinde egoya teslim olmalıyız.

Ferrari’yi satmaya gerek yok!

İnsan, yüzlerce dinamikten oluşuyor. Bu dinamiklerden herhangi birini, olması gerekenden fazla ortaya çıkarırsak, kendimizi sınırlandırmış oluruz. Sürekli ruhu aktif tutarsak zihin ve ego yeterince var olamadığı için diğer insanlarla anlaşmakta zorlanırız. Keza sürekli ego ile varlığımızı ifade edersek hayat amacı kıyıda köşede kalır, gerçekliğimize ulaşamayız. Her ikisini bir arada denge ile kullanmak ideal olanıdır. Bunu sağlamak zannedilenin aksine çok kolaydır. Bir hayat amacımız var. Tesadüfen ya da rastgele burada değiliz. Amacın gerçekleşmesi için tekâmül orkestrasında akla, duyguya, ruha, egoya ihtiyaç var. Ego koruyucudur, ona yeni tanımlar vererek en verimli şekilde kullanabiliriz.

Bir seminerimde danışanlarımdan birisi, ruhsal lider olarak tanınan Eckhart Tole için “o bir oto galeri sahibi olsa ve çek senet mafyası ile uğraşmak zorunda kalsa yine de ruhsal olur muydu?” diye sormuştu. Varlığın ifadesi, seçimlerdir. Ruhsal bir yaşam sürmeyi seçen Eckhart Tole’ün seçimlerinde bu kadar ego temelli işler yok. Yine de o işi düzenlemenin bir yolunu bulacak, bu durum bir kaos ise içinden büyük bir anlayışla çıkacaktır.

Hayatın her alanından mutluluk beklemek ve onu üretmeye çalışmak insanın hakkıdır. İş yaşantısı küçük yaşlardan itibaren bilincimizde ve bilinçaltımızda şekillenen bir kavramdır. Kimi para kazanmaya odaklanır, kimi rahatlığa, kimi onay almaya. kimiyse yardım etmeye… Yaşantımızın büyük bir kısmı iş yerinde geçiyor. Neden böyle bir zamanı ve alanı mutluluktan muaf tutalım ki?

Başka bir yerde daha mutlu olacağını düşünenler, neden hala aynı yerdeler?

Öncelikle kavramları iyi tanımak ve içini iyice doldurmak gerekiyor. Başka yerde daha mutlu olacağını düşünen kişiler neden ısrarla aynı yerdeler, onları tutan nedir? Sadece para kazanmak, emekliliğe yakın olmak gibi sebepler mi? Ya bunların gerisindeki korkular, güvene duyulan ihtiyaç, bildiği işi yapıyor olmanın rahatlıklarından kim bahsedecek? İnsan içindeki özü tanımalı! İnsan genel olarak, olduğu yerde değil olmak istediği yerde mutlu olacağını zanneder. Ve orayı düşünerek, burayı kaçırır. Gün gelip hayal ettiği durumun içinde var olduğunda, şartları yine aradığı mutluluk hayalleri ile örtüşmeyebilir. Mevcut durumu değiştirirken mutlaka bir bitiş ve başlangıç yaşanacaktır. Öncesinde deneyin; mutlu olduğunuz şeyi yapmayı ve tatminkarlığınızı deneyin. Örneğin yaşam koçu olmak isteyen bir kişi hafta sonu eğitimleri alıp bir süre kendisini gözlemleyip mutlu olup olmayacağını tartmalı. Her şeyi bırakıp Bodrum’a yerleşmek ve kafe açmak isteyen kişi bir süre farklı mevsimlerde ve zamanlarda şehri deneyimlemeli. Ne zaman içine siner, kalbi “tamam, yaşayacağım yer burası” derse o noktada harekete geçilmeli. Hızlı ve anlık kararlardan ziyade yaşayarak karar vermenizi öneririm.

Değişmeye Hazır Olun!

Kişisel gelişim, sürekli yenilenen büyük bir bilgi yumağıdır. İnsanlar eğitimlere, seanslara ya da workshop’lara katılıyorlar. Fakat kısa bir zaman sonra alışkanlıklar bedende ve zihinde eski yerini alıyor. Bu noktada bilginin kullanılabilir olması, anlatım şekli gibi anlatıcı etkenleri dışında iş tamamen katılımcıya kalmaktadır. Bilgiyi ve yetenekleri hayata geçirmek için o bilgiyi kalıp halinde görmektense kendinize ve hayatınıza uyarlamaya çalışmanız gerekir. Kendiniz için çalışmalar alıyor fakat yerleşimine izin vermiyorsanız bu, kararlı olmadığınız anlamına gelir. Altın kuralımız; “kişisel gelişime ayak uydurmak kolay, başarmak kolay, yenilenmek kolay, değişmek kolay” bakış açısını yerleştirmektir. Kişisel gelişim eğitimleri, sizin için tüm dünyayı değiştiremez. Önce değiştirmeye kendinizden başlamanız gerekir. Değişmekten korkmak yerine gözlerinizde ve kalbinizdeki cesaretle değişime hazır olun.