0
Toplam: TL + KDV
 

BU AŞK SİZE NE ÖĞRETTİ?

Yaşam Koçu Ebru Demirhan, “İki kişi bir araya gelince ruh ve bilinçaltı karşındakinden ne öğreneceğine bakar” diyor. Üzülseniz de sevinseniz de iyi bir öğretmen aşk. Kapınızı yaz aşklarına açmadan ya da evlilik kararı almadan önce Demirhan’ın söylediklerine kulak verin…

-Bilinçaltı, aşk konusunda nasıl çalışıyor?

-Bilinçaltımız aşkı, birçok konunun ve kavramın bileşkesi ile yönetiyor. Bilinçaltında duygu yoktur. Duyguların kodlamaları ve sebep sonuç ilişkileri vardır.  Aşk konusunda kişiyi etkileyen sadece bilinçaltı değil, hayat amacımızın da rolü çok büyük. Hayat amacımız, auramız aracılığı ile kendi ritmini hayata yayıyor. Var olma amaçlarımızı gerçekleştirirken eşlerin/ partnerlerin rolü önemlidir. Eşleşmelerin asıl hikayesi “öğrenmek” esasına dayanır. İki kişi bir araya gelince ruh ve bilinçaltı karşındakinden ne öğreneceğine bakar. Öğrenme her zaman pozitif kaynaklı değildir. Aslında çoğunlukla negatif kaynaklı bir süreci vardır. Bu yüzden bazen olmayacak duaya amin diyor, yürümeyecek ilişkilere bel bağlıyoruz.

-Ruh ikizi diye bir şey var mıdır?

-İyi haber, ruh ikizi diye bir şey vardır. Ruh ikizimizi bulmak ve onunla aşk yaşamak hayatımızın ideali olabilir. Ruh ikizimizi bulmanın belirgin bir yolu yok. Ruhsal ihtiyaçlarımıza eğilip, ruhu tanıdıkça ruh ikizimizle eşleşmemiz daha da mümkün olur. Ruh ikizi her zaman partner/eş olarak hayatımızda olmayabilir. Asıl ihtiyacımız olan tamamlanma duygusu…

-Aşk hayatında tesadüflerin rolü nedir?

-Tesadüf diye bir şey yoktur. Anlık ya da süreli kontratlarımız gereği eşleşiriz. Görünenin gerisinde birleşmeyi veya buluşmayı sağlayan kocaman bir matematik çalışıyor. Aşk hayatında ruhun kurgusu oldukça büyük yer kaplar. Kimse ile boşu boşuna karşılaşmıyoruz. Yaşanan hiçbir ilişki anlamsız değil. İlişki yaşadığınız kişilerin ortak özelliklerine bakınca çok belirgin benzerlikler bulursunuz. Bunu açıklamak için “tesadüf” yetersiz bir kelimedir.

-Ataların, anne babanın yaşadıkları, aşk hayatına etki eder mi?

-Ataların yaşadıklarından aile bağı gereği enerji olarak etkileniriz. Buna “mağdur enerji” deriz. Birkaç kuşaktır tekrar eden ilişki/evlilik olumsuzlukları yoğun korku yaratabilir. “Bizim ailede böyledir” diye sözle de mühürlediğimizde korkuların gerçekleşme ihtimalini artırırız. Yaşananlar ve duyulanlar birçok kodlamanın kalıcı olmasına sebep olabilir. Özellikle aile içi acılar zamanla farkında olmadan paylaşılabilir. Bu hal kader ortaklığına doğru da gidebilir.  Bu etkiden kurtulmak için kader izlemeyi bırakmaya niyet edebilir kişiler. Her kimin kaderini takip ettiklerini düşünüyorlarsa “kaderinize saygı duyuyorum, sizlerle negatif bağımı affederek, af dileyerek kesiyorum, öğrenmeme yardım ettiğiniz için teşekkür ediyorum” diyerek özgürleşebilirler.

-Yaz aşklarının, geçici ilişkilerin hayatta rolü nedir?

-Geçici ilişkiler deneyim sağlar. Ne istediğini ve istemediğini bulmana yardımcı olan ara duraklardır. “Hangi model partner ile hangi ortamlarda mutluyum?” sorusunun cevabını yaz aşkları içinde kısmen yaşarız. Günlük hayatın içinde sinirli olan bir kişi yaz tatilinde son derece keyifli olabilir. Tatil bitiminde her şey eskiye döner ve “istediğim bu değil” dersin. Tozpembe bir ortamı vardır yaz aşklarının. Tüm hayatı değerlendirmek için yeterli bir zaman değildir.

Mutlu Bir İlişki İçin Önce Kendini Tanı…

-Evlilik kararı alacaklara önerileriniz nelerdir?

Önce Kendini Tanı: Kişiler kendilerini tanımadan büyüyor ve zamanla oldukları halden daha da uzaklaşıyor. Kendini tanımadan başkasını tanıman ve sindirmen mümkün değil. Evlilik, partnere, ailevi süreçlere uyum sağlamayı ve hayatı sindirmeyi gerektir. Çok kıskançsan çok yakışıklı erkek/güzel kadın hayal etmek, birçok sorunu da getirebilir. Önce kıskançlık duygusunun kaynağını bulup çözmek daha mutlu ilişkiler getirir. Sayıları fazla olmamakla birlikte “evlenmek istiyoruz, biz iyi bir çift miyiz?” diye soran insanlarla çalışmak çok keyifli benim için. Bu konuda daha çok bilinçaltı ve NLP çalışmalarından yararlanıyoruz.

Herkes Anlaşılmamaktan Şikayetçi: İlişkilerde ana sorun “anlaşılmamak”. İletişim ve anlayış ilişkiyi keyifli hale getirdiği gibi eksikliği ya da yokluğu ilişkiyi çözümsüz hale getiriyor. Anlaşılmamak, dinlenmemek, sevilmediği hissi kişilerde değersizlik duygusunu ön plana çıkartır. Çalışmaya “neden” sorusunun cevabını bulmak için dramalar açmakla başlıyoruz. Neden ona aşık oldum, neden onunla evlendim gibi sonsuz sorudan bizi çözüme götürecek olanları seçiyor ve düğümleri açmaya başlıyoruz.

Kilitlerle Yaşıyoruz: “Ben zor insan severim”, “Ben karmaşık kişilerden hoşlanıyorum, onları çözmek bana haz veriyor”, “hayatımda hiç sürpriz istemiyorum”, gibi sonsuz kodlama, gereksiz yeminler ve kilitler ile yaşıyoruz. Kendime ait birçok bilinçaltı çalışmam var ki başkalarından üstlendiğimiz hatalı tanımları yok etmekte kullanıyorum. Zan’lar çok önemlidir. Evliliği zor zannetmek, kayınvalideyi sorunlu zannetmek gibi tanımları düzenleyip evliliğin tüm süreçlerini daha kolaylaştırabiliyoruz. Gerçek bir temizlik, gelecek için gereklidir.

Çevremizde Olup Bitenler İçimizdekileri Yansıtır: Etrafımızda olan kişilerden memnun değilsek içimizde onun karşılığı olan şeyden de memnun değiliz demektir. Bu yüzden gerek aşk gerek aile ilişkilerimizde şikayet ettiğimiz sorunlardan ne öğrenmemiz gerektiğini düşünmemiz gerekiyor.

Aşk Acısına Nefes Terapisi: Kişi Nefes Terapisi ile bedene yerleşmiş olan eski acılardan sıyrılabilir, böylece endişe, kaygı, korku üretmekten vazgeçebilir. Her bir kuantum seansı ile ruhunun ihtiyaçlarını duyup ona paralel taleplerde bulunmak mümkündür. Seanslar kişinin kendisini tanımasına yardım eder. Kendini tanıyan kişi ne istediğini bilir, kendi gerçeğiyle birlikte yol alır.