0
Toplam: TL + KDV
 

DÜNYAYA, BİZİ BÜYÜTMEYE GELEN ÇOCUKLAR...

Çoğu kişi bana ve yakınlarına, torunlarının ya da çocuklarının çok acayip olduğunu anlatıyor. Bu bir bakıma doğru… Yeni çocuklar bizden farklılar. Dünyadaki tüm insanlar eşsizdir ama bu çocukların doğdukları yıllara göre benzerlikleri var. Öte yandan yaşıtlarından ve bizim yaşadığımız çocukluktan oldukça belirgin değişimleri temsil ediyorlar. Bilmemiz gereken şey, evrendeki her canlının kendine has görevlere sahip olduğudur. O nedenle, sevgi ve sabır göstermenin, hayret etmenin yanı sıra neler olduğunu anlamaya çalışmak, işimize yarayabilir.

İndigo Çocuklar

Önceleri tek tük aramıza karışan, 1980’lerden itibaren yoğunluğa ulaşan mavi enerjidir. (mavi enerji ne demek ki?) Dünyadaki insanlar fazla sabit ve günlük rutine bağımlı yaşamaya başlayınca, “İndigo Çocuklar” hızlandırıcı, değişim ve dönüşüm için itici bir araç olarak dünyaya azar azar gelip yayıldılar. (burada bir sıkıntı var. Çok emin bir dille, bu çocuklar değişim için geldiler diyorsunuz. Yani bu konuda bir teori var. Ya da önceden de bilinen bir şeydi gelecekleri?? Bunu kim söylüyor? Ben okuyucu olarak okuduğumda, bu bilginin nereden size geldiğini merak ediyorum. Bu konuda biraz açıklama yapabilmek mümkün mü? Hani bilgeler mi söylüyor? Çocukların aktifliğine bakarak mı görevleri bu olmalı diye düşünüyorsunuz. Astral seyahat yapanlar mı söylemişti? Her şey olabilir ama imkanı varsa biraz açıklama ister bu kısım. Ya da bu kimin yorumu? Eğer kendi yorumunuzsa, onu da uygun dille ifade edebiliriz) Hiperaktif çocuklar deriz onlara genel olarak… Hareketli, korku, kaygı, endişe tanımayan, fazla hareketli, dağınık, net, doğrucu olmak, belirgin özellikleridir. İnsanlarda daha fazla hareketlilik ve daha net ifadeler yaratmak, bu eğilimleri harekete geçirmek görevi ile geldiler. Sabit ve rutine bağlı ailelere geldikleri için yorucu ve zorlayıcı oldular. Anlaşılamadılar ve bir kısmı “hiperaktivite” hastalığı altında tedaviye, ilaçlara maruz kaldı.

1980’lerde tek tük gördüğümüz İndigo Çocuklar, 80’lerin sonuna doğru o kadar çoğaldılar ki, 10 çocuktan 8’i, bu sınıfa dâhil edildi. Bu çocuklar bize dünyada yalnızca var olmanın yetmediğini, varlığın sahip olduğu enerji ile harekete ihtiyaç duyduğunu hatırlattılar. Ayrıca varlıklarımızın dünya ana ile kökler aracılığıyla bağlanmasına yardımcı oldular. Sabırsız, hareketli, dağınık, durdurulamayan bu çocuklar eğitim sisteminin içinde – hırpalanarak – değişim yaratmanın öncüsü oldular. Anne – baba ve öğretmenlerini hareketlendirecek (hareketlendirerek desek daha iyi olacak?) yaşam enerjilerini çalıştırdılar. Kendi duygu ve düşüncelerini net ifade edecek özgüveni, yaşam alanlarına oluk oluk akıttılar. Üstlendikleri görev karşılığında yaşadıkları zorluklar hafif kaldı. Anlaşılmayanlar dışlandı ve madde bağımlısı olmaya yatkınlıkları nedeniyle çeşitli sorunlar yaşadılar. Dünyaya değişimi çapalayan (Değişimin dünyada kökleşmesini, sabitlenmesini, kalıcı hale gelmesini sağlayan gibi açıklayabiliriz belki)  (çapalamak artık her kitapta kullanılmaya başlansa da, hala bir teknik terim. Bir yerde açıklaması verilmeden kullanılmaması gerekir bence. Ayrıca da çapalamak mı, çıpalamak mı tartışmasında ben çıpalamak doğru diye düşünüyorum. Bu kılavuz altını çiziyor çünkü o çapa yapmayı biliyor, çıpa atmayı zaten tanım olarak bilmiyor.) her bir İndigo çocuğa teşekkür etmeliyiz. Onlarla iyi iletişim kurabilmek için emek veren anne babalar var. Merak edenler için söyleyeyim: İndigo çocuğa açılan kapının anahtarı anlayıştır.

Kristal Çocuklar

1990 – 2000 arasında yine öncelikle azar azar aramıza karışan “Kristal Çocuklar”, 2000’lere doğru her 10 çocuktan 8’i gibi büyük bir orana ulaştı. (Bu istatistikleri nereden biliyoruz? Kaynak varsa İndigo’dan itibaren belirtebilir miyiz? ) Kristal çocuklar, İndigoların aksine çok sakin, suskun sayılabilen, özgüveni ve özdisiplini çok yüksek, sevgi ve saygı kavramları çabuk olgunlaşan, çok cesur, meraklı, doğayı, insanı, evreni, anlamaya ve hatta anlatmaya çalışan yapıya sahiptirler.

İndigo ile hareketlenen dünya insanı, kristal çocuklar ile öğrenmeye, anlamaya yöneldi. Şuurları açık, zekâ bağlantısı kuvvetli, sanata ve üretmeye yatkın bu çocuklar, ( İndigolar tarafından yerleştirilmiş, sabitlenmiş, oturtulan??) çapalanmış (bilmeyen anlamayabilir) değişim enerjisini işlemeye başladılar. Ne yazık ki, çabuk büyüyen, sakin ve büyük laflar eden bu çocuklar da İndigolar gibi anlaşılamadı. Ebeveynleri ve öğretmenleri, onlarla ilgilenirken oldukça zorladılar. Kontrol edilemeyen, kuralları tanımayan, bilinen yöntemlerin eğitimde yetersiz kaldığını düşündüren ve disipline edilemeyen bu çocuklar, sadece sevgiden ve saygıdan anlarlar. Sevgi ve saygı onlara açılan kapının anahtarıdır. Özgürlük, yaradılıştan getirdikleri yetenekleri ve görüleri hayata aktarmaları için şarttır. Az hareket eden bu çocuklar bilgi ağı gibidir. Eğer yeterince hareket etmezlerse kilo sorunu yaşayabilirler. Doğal yemeklere eğilimli olsalar bile, beslenmelerine özen göstermek gerekir. Bir ortamda olan biten her şeyi hafızalarına aktarabilirler. Bu nedenle konsantrasyon sorunu yasayabilirler. Özel görevleri vardır ve bu görevlerin aktive olması için zamana ihtiyaç duyarlar. Kendilerinden önce dünyaya gelen varlıklara, (varlıklara mı demeli, nesillere mi demeli? Ne demek istediğinize göre değişir?) sakince yüksek frekanslı enerji aktarırlar. Üstlendikleri görev için her bir Kristal çocuğa teşekkür etmemiz gerekir.

Yeniçağ Çocukları

2000 yılından itibaren azar azar aramıza katılmaya başlayan yeniçağ enerjisi, İndigo ve Kristal çocuklar ile başlayan değişim ve dönüşüm sürecinin “Dönüştürme” kısmını üstlenmiştir. (Bu şekilde düzelttim ama pek bir şey anlaşılmadığı da bir gerçek. Sanırım şöyle demek istiyoruz: İndigo ve Kristal Çocuklar, dünyaya değişim fikrini yerleştirmek için geldiler. Bu fikrin, gerçeğe dönüştürülmesi ise Yeniçağ çocuklarının görevi.
Çok yüksek enerjiye sahip bu çocuklar, evrensel bilgi ile dolu olarak gönderilmiştir. Çok çabuk büyüyen – çok çabuk yürüyüp, konuşan-  bu çocuklar, dünyaya dönüşüm enerjisini aktarır. Dünya dönüşüyor, üzerinde yaşayan tüm canlılar dönüşüyor. Dünya ananın istediği enerji, yeniçağ çocukları ile akıyor. Çok zeki bu çocuklar duygularını sert yaşıyor. İnatçı olabilecekleri gibi çok sevgi dolu olmaları da mümkün… Diyebiliriz ki, anne ve babalar onları değil, onlar anne ve babalarını yetiştirip, yönetiyor. ?

İkibinli yıllarda doğanlara, gökkuşağı çocuklar, altın cağı çocukları, güç çocukları gibi farklı isimler verilmiştir. İçinde olduğumuz dönemde büyümüş İndigolar, büyüme yolunda Kristaller ve henüz var olan bebek-çocuk grubu olarak Yeniçağ çocuklarına sahibiz. Dünyadaki değişim ve dönüşüm de bu sırayı izliyor. İndigolar sallayacak, Kristaller yerleştirecek, Yeniçağ anlamları yenileyecek ve var olanın işlevini değiştirecek. Bu süreç adım adım yaşanırken, bize düşen, her bir enerjinin olması gerektiği gibi, olması gerektiği yerde olduğunu hiç unutmamak…



Anne, babalara önerim, İndigo, Kristal, Yeniçağ çocuklarına güvenin ve onları anlamaya çalışın. Biliyorum anlamak zor oluyor ama ne yapıyorlarsa dünyanın ihtiyaçlarına cevaben yapıyorlar. Onlar kavramları ve kurumları sorguluyor. Değiştirmek ve dönüştürmek istiyorlar. Onlar dünya ana ve tekâmülün ihtiyaç duyduğu enerjiyi temsil ediyorlar.

Onları yadırgamak, doktorlara koşmak veya panik duygusu hissetmek yerine, onlardan ne aldığınıza bakın. Bizlerden çok daha fazla bilgi ve yetenekle donatıldılar. Rehberliklerini anlamaya niyet edin ve gözlerinin içine bakarak onlara “Sana Güveniyorum” deyin.  Çocuklara karşı sözleriniz, sevgi, saygı, anlayış ve güvenle dolu olsun ki, onların varlık amaçlarının yolu açılsın.

Kalplerimizde ve zihinlerimizde ortaya çıkmaya çalışan iyiliğin, sevginin ve güzelliğin sihirli değnekleri olan çocuklar, varlığınız için sonsuz teşekkürler!