0
Toplam: TL + KDV
 

PARA SİZE AKSIN DİYE, EVRENE RÜŞVET TEKLİF ETMEYİN!

Hayatınızda bolluk ve bereket duygusu ile ilgili sorunlar mı yaşıyorsunuz? Bir türlü tasarruf yapamamaktan, paranın elinizde kalmamasından mı şikayet ediyorsunuz? O halde yaşamınıza bolluğu çekmeye yönelik öneriler ilginizi çekebilir.

Herkesin para ile ilişkisi farklıdır. Bazı insanların kazançları, yaşamları çok bereketli olur. Hiç paradan bahsettiklerini duymazsınız belki ama evleri, dostlukları, bolluk ve şansla çevrilmiş gibidir. Çok kazananların içinde  ‘para geldiği gibi gidiyor, birikim yapamıyorum’ diyenler, etrafı sürekli yardıma muhtaç insanlar ile çevrildiği için suistimal edildiklerini düşünenler de vardır. Sürekli haksızlıklarla karşılaşanlar da ‘neden böyle oluyor?’ diye yakınırlar. İşten çıkarıldığı halde tazminatını alamayanlar, satışı gerçekleştirse dahi çeşitli sebeplerle tahsilatı yapamayanlar haksızlık görülen durumlara örnektir. Genel olarak insanlar, ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kazanamamaktan şikayet ediyor. Girişimciler için bazen çok kazanmak, bazı dönemler hiç kazanamamak, içinden çıkamadıkları bir duruma dönüşebiliyor. Sadece para kazanabilmek değil, paranın bereketinin olması, geleceğe güven duyacak kadar düzenli gelir elde edebilmek de önemli konular olmakta.

Paranın neden yetersiz olduğu konusunda yapılan çalışmalar, diğer konulara göre daha zor ilerleyebiliyor. Çünkü paranın altında çok negatif bilgi yatıyor. ‘Çok para haramsız olmaz’ gibi atasözlerimiz, ‘para insanı bozar’ gibi inançlarımız, para ile aramıza mesafe koyuyor. Genel olarak bilinçaltımızda ve genetik aktarımlarda paranın kötü, kirli ve haksızlıklarla dolu olduğuna dair yüzlerce kayıt vardır. Sözlerinize bakın, zenginlik ve para kazanmakla ilgili neler söylediğinizi kendinize dürüstlükle itiraf edin. İstemek yetmez, onu almaya ve kabul etmeye de açık olunmalıdır. Ayrıca ‘para istiyorum, daha çok para kazanmak istiyorum’ ifadeleri ile para talep ediliyorsa, zaten gelmeyecektir. Bu ifadeler sizi isteme noktasında tutar. Evrensel sistem taleplerimizi ileten cümlelerdeki eylem içeriğine bakar. Zenginlik ve berekete ulaşmanız için önce kötü inanç kalıplarını silmek, sonrasında cümlelerinizi ve hareketlerinizi bu isteğe göre yeniden düzenlemeniz gerekir.

Parayla ilişkiler, anneyle ilişkilerin yansımasıdır

Kişinin para ile kurduğu ilişkiler annesini nasıl algıladığı ve bilinçaltına ne şekilde kayıtladığı ile bağlantılıdır. Asıl olan, anne ve çocuğun arasındaki ilişkinin tanımıdır. Burada para kazanmayan kişilerin tüm sorumluluğu annelerine atmalarını önlemek için bir parantez açmakta yarar var. Elbette, hepimiz yaptığımız işler için okullarda okuyor, eğitimler alıyor, çalışma yaşamımız içerisinde doğruları yanlışları gözlemleyerek deneyim kazanıyoruz. Henüz iş yaşamının başındaki bir kişi, işinde uzmanlaşana kadar daha küçük gelirlerle yetinebilir. Üzerinde durduğumuz nokta, sürekli tekrar eden sorunların bilinçdışı çözümlerine ulaşmak. Çok kazandığınız halde parayı elinizde tutamıyorsanız, yıllarca aynı meslek içinde piştiğiniz halde hak ettiğinizi alamıyorsanız bunun sebeplerini sorgulamaya başlarsınız. Para konuları anne ile ilişkilerin, mesleki konular baba ile ilişkilerin yansımasıdır. Annesini sürekli yanında hissetmiş kişinin para da sürekli yanındadır. Burada annenin kişiliğinden bağımsız olarak çocuğun ne hissetmiş olduğu ile ilgiliyiz. Birçok kişi annesinin kendisini çok sevdiğini bilir ama ondan yardım istemez, sorunlarıyla onu sıkmak, üzmek istemez. ‘Annem beni çok sever ama ben istemezsem bana yardım etmez’ diye düşünüyorsanız, para da hep size son dakikada ucu ucuna geliyordur. Parayı elinde tutamadığından yakınan kişi de annesini elinde tutamaktan şikayet ediyordur aslında. Bu nasıl olabilir? Anneniz, diğer kardeşleriniz, babanız ya da akrabalarınızla da meşgul olduğunda yeteri kadar sizinle kalmadığını hissedebilirsiniz. Bilinçli olarak böyle olduğunu düşünmeseniz bile durum bilinçaltınıza böyle işleyebilir.

Bolluğun ve bereketin önünü kesen davranışlar nelerdir?

Bütün yuvasal kaynaklar, herhangi bir rüşvete gerek duymadan direkt olarak kişi ile çalışır. Kültürel bir alışkanlığımız var. Yaşamdan bir şey talep etmeden önce dağıtmak ya da paylaşmak için söz veriyoruz. “Piyango biletime para çıkınca annemin banyosunu yenileyeceğim…”, “babamın arabasını değiştireceğim…”, “kardeşime alışveriş için para vereceğim…” Bunlar size de tanıdık geliyor mu? Şimdi soruyorum; bu para kaynağı kim için açıldı ve kime geliyor? Talep edene geldi. Talep edenin sen olduğunu varsayarsak, neden daha gelmeden mikro parsellere ayırıp dağıttın? Çünkü  bu bizim pazarlık yöntemimiz. Bu yaklaşımın anlamı, ‘sen ve ben dağıtmayı biliriz ama bu kaynağı veren dağıtmayı bilmiyor’ demekle aynıdır.

 

Bolluk–bereket tek bir adres ister. Sana ulaşınca senin elinden dağılabilir, bunda sorun yok! Dilediğin kişiyle dilediğin gibi paylaşmak senin insiyatifinde. Allah’ın sistemi rüşvetle çalışmıyor. Bolluk-bereketi daha ulaşmadan dağıtmak, kaynakla bağ kuramamayı getirir. Kaynak tek adres ister. Gelmeden yönlendirdiğimiz çoklu dağıtım adreslerine bölünüp gelemez. O sana, talep edene aittir. Kendin için talep et ve kullanım insiyatifini eline al. Talebin içinde rüşvet teklifleri olmasın. ‘Ben bolca para kazanmaya, en verimli şekilde değerlendirmeye ve paylaşmaya niyet ediyorum, âmin ki öyledir’ demek, tüm bereket kaynakları için yeterlidir.

Cimri ya da fazla bonkör olmanın altındakiler

Cimriliğin altında, kendini güvensiz hissetmek, insanları onlara bir şeyler vermeye değer görmemek gibi sebepler yatar. Anne sevgisi ve cimrilik arasında net bir ilişki vardır. Anne sevgisi olmasına rağmen kişiye yeteri kadar sunulamaz ise kişi var olanı kullanmaktan imtina etme sonucuna ulaşabilir. Bonkör olmak da cimrilik kadar sorun olabilir. Kendinde olanı düşünmeden dağıtmak, altında birçok sorun barındırır. Her durumda annesi tarafından sevileceğine inanan fakat bu sevgiyi göremeyen kişiler, sevgiyi dışarıdan toplamak için bonkörce davranırlar. Cimrilik ve bonkörlük sadece maddi olanaklarla ilgili değildir. Zaman, emek, fikir, bilgi paylaşımı gibi konular da bu kavramların altında yer alır. Kimi insan bir hizmet satın alır, memnun olur ama kimse faydalansın istemez ve paylaşmaz. Bu durum cimriliğin altında değerlendirilir. Tam tersi insanlara ısrar edip o hizmetten faydalanmalarını sağlamak hatta hediye etmek bonkörlük altında değerlendirilebilir.