0
Toplam: TL + KDV
 

SINAVLAR, SONUÇLAR, AİLELER VE BEKLENTİLER...

Üniversite sınavı başta olmak üzere birçok sınavın sonucu aileleri çocuklarına karşı beklentiye sokar. Bazıları sonuçlardan mutlu olurken bazıları olmaz.  Mutsuzluklar ise çoğunlukla beklentilerin yüksek olması ve sınavı –ki hazırlık, sınav ve sonrası bir bütündür- iyi yönetememekle ilgilidir.


Aileler çocukları için çok çaba sarf ediyor ve sonucunda başarı bekliyorlar. Anne – baba olarak son derece haklılar.  Lakin başarısızlıkta çocuk kadar ebeveynlerin de katkısı olduğunu bilerek yürüyelim. Nasıl “her başarılı erkeğin arkasında kadın var” ya da tam tersini rahatlıkla söyleyebiliyorsak başarılı sınav sonuçları alan çocukların arkasında da ailelerinin olduğu gerçeğini kabul edelim. Arkada olmak hali fiziksel, duygusal, ruhsal veya akılsal olabilir. Burada destek, ilgi, maddi sunumlar, yönlendirmeler gibi konularda ailelerin üzerine tam anlamıyla düşeni yaptıklarını düşünelim. Tüm bu konulardan bağımsız “çocuğu ve onun içinde var olacağı geleceği tanıma” konusuna değinmek niyetindeyim.


Çocuklarınızı gerçekten tanıyor musunuz? Ailenize doğdular ve onların ilk tüm tohumlarını ebeveynler olarak sizler ektiniz.  Ektiğiniz tohumlar, inançlar, söyledikleriniz ve onların akıl almaz gözlemine tabi olan davranışlarınız sonucunda ortaya bir şey çıktı. Ve bu şey kişinin içinden gelenlerle harmanlandı ve artık o bir birey olarak yerini aldı. Olmasını istediğiniz konulara ve alanlara doğru yönlendirmeye çalıştınız. Sevgi beklentisi, onay ihtiyacı gibi birçok görünmeyen ihtiyaç çocuklara ebeveynlerin taleplerine yönlenme güdüsü verdi. Belki de ona hiç uygun olmayan, olmayacak, içinde iken hep “bir eksik var” duygusuna sahip olacağı alanlara yönlendirdiniz. Bu yönlendirme bilinçten uzak ve kendiliğinden olur. Çıkışı ise tamamen iyi niyetlidir.


Ebeveyn çocuğunun iyi, mutlu, başarılı, kazanan olmasını ister. Bunun için bir şekil, standart vardır aklında, çocuğu o şeklin içinde hayal eder. Tecrübesi o şeklin içinde mutlu, başarılı, kazançlı olunacağından yanadır. Oysa gözlemlediği haller ile çocuğunun gerçekten örtüşüp örtüşmeyeceğini pek düşünmezler. Bir diktatörlük hali değil kastettiğim, sadece öyle olsun isterler. Gerçek ile bağ böylelikle zayıflar. İşin kötüsü biçilen kostümün kendisine uygun olduğunu zanneden çocuklarda hayal kırıklığı daha da büyük. O hayalin içinde geçekleştiği zaman elbisenin üzerine oturmadığını ve hatta oturmayacağını anlamak çok üzücü.


Beklentilerinizi çocuğun gerçekliğini tanıyarak sunmakta fayda var. Görsel algısı yüksek bir çocuğa işitsel ya da dokunsal çalışma sistemi fayda etmeyecektir. Çocuğun becerilerinin ve isteklerinin kesiştiği konular ailelerin taleplerinden daha önemlidir. Çocuklarınızı tanımaya çalışın. Onların hayallerini dinleyin. Onlara güvenin. Ve hatta hata yaptıklarında size güvenmelerine yardımcı olun.  Çalışmak, sorumluluk almak, istikrarlı olmak gibi en çok puan getirecek konulardan neden uzak durduklarını tespit etmeye çalışın.  Sakin ve anlamaya, yardımcı olmaya niyetli konuşmalardan fayda sağlayabilirsiniz. “Senin için ……. yapıyoruz” gibi cümlelerin hiçbir motive edici tarafı yoktur. Aksine öfke ve reddediş getirir.  “Senin için ne yapabilirim?” “sen kendin için ne yapabilirisin?” “Senin kendin için yapmak istediklerine nasıl yardımcı olabilirim?” “Ebeveyn olarak seninle gurur duymamızı ister misin?” gibi sorularla yaklaşın ve ana sorunu bulmaya çalışın. Gerçekten uzaklaştıkça karşılıklı hata tabanınız genişler, daha fazla hataya ve çatışmaya yönelirsiniz.


Şimdi olmadıysa bir daha olmayacak diye bir kural yok. Tüm şartlar bir arada iyi bir sonuç getirmedi ise eksikleri onarmak ve gidermek için gereken zamanı karşılıklı birbirinize tanıyın. Kavga daha çok kavgaya sebep olur.


Sevgili çocukların sonradan “keşke” dememek için üzerlerine düşenleri yapması gerekiyor elbette. Zaman düşündüğünüzden daha da kıymetli güzel çocuklar. Olmanız gereken “an”da olmaya yönelin ve uzun vadedeki mutluluk ve huzurunuzu “şimdi” satın alın. Ders çalışırken, kendinizi motive derken, sınavlarda sadece olduğunuz “an”ın içinde kalın. Ne biraz öncesi var ne de biraz sonrası. Yalnızca o “an” var. Her şey bittiğinde her an senin nasılsa. Ders çalışırken ve sınavlarda beyninin iki yarısını, kalbini, düşünceni ve duygunu kur; bir bütün olarak çalışmak. Anlarken hisset, hissederken aklının çalışması devam etsin.  Şimdi ne olduğunu ve gelecekte ne olabileceğini düşün, hisset. Zor mu, elbette ki hayır! Bir bilgisayar oyununda olduğunu düşün ve kendini yönet. Çok eğleneceksin .


Sınav başarısı beklentiyi karşılamayan çocukların içlerinde ve ebeveynleri ile yaşadıkları üzüntüler geleceğe akıyor maalesef. Şu andan itibaren önünde daha çok sınav var. Her sınav duygusal bir baskı haline geliyor. Sağlıkları çok etkileniyor. Ve üniversite bitip iş hayatına atılacakları zaman özellikle mülakatlarda büyük sorun yaşıyorlar. İşi girerken yapılan kişilik testleri, yazılı sınavlarda ve mülakatlarda beklentiyi karşılayamama korkusu hemen kendisini gösteriyor ve çocuklar bildiklerini ifadede zorlanıyorlar.


Herkesin yeni bir şansa her zaman ihtiyacı vardır. Bir sınav başarının tek ölçütü değildir. Üniversite konusunda arz ve talebe bakarsak çocukların desteğimize çok ihtiyacı var. Aile içi ilişkilerinizi sarsmadan, hayallerinize gölge düşürmeden sınavı yönetmekte her biriniz için fayda var. Karşılıklı taleplerinizi duyun ve birlikte yolda olun.
 

Mesaj Gönder